Kategoriler
Arşiv
Pz Sa Ça Pe Cu Cm Pa
123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Haber Grubu
Haber Grubuna Kayıt Ol:



email Bu Haberi Arkadaşıma Gönder | print Bu Haberi Yazdır | comment Yorumlar (1 Gönder)

İSKENDERUN’UN BİTMEYECEK OLAN SENFONİSİ

Haberin Yazarı Serpil Korkmaz on Aralık 25,2007

image
Erol AYGEN e.mail. aygen@ersaaygen.com Web. www.ersaaygen.com Sevdiğim bir yakınım e-mail’me, Schuberti konu alan güzel bir yazı gönderince, Hatay’ımızın etkili ve yetkililerine hitaben geçtiğimiz yıl içersinde aşağıda anlatacaklarıma benzer bir yazı yazmıştım. Son günlerde İskenderun’umuzun gelişmesini arzulayan sivil toplum kuruluşlarımız güç birliklerini oluşturarak İskenderun’un önceliklerini farklı bir şekilde saptayarak ilgili yerlere verdiler. Tamamen iyi niyetten kaynaklanan bu girişimler İskenderun’umuz için güç birliği sağlanması arzulandığı halde güçlerin farklı yönlere hareket edilmelerine yol açıldığını gördük. Yapılan yanlışlıkları yeni bir yazı ile yeniden dile getirerek aksaklıkları anlatmayı arzuladığım halde, bir takım güçlerce iteklenmiş hale getirileceğimi bilmeme rağmen, aşağıdaki gelen e.mail ile ilgili fıkramı okuyucularımla yeniden paylaşarak değişik bir konuyu ele almakta yarar ördüm. 1797- 1828 Tarihleri arasında yaşayan Fransız kökenli, Avusturyalı besteci ünlü Schubert'in bitmemiş senfoni konseri bir kasabada verilecek olunmuş. Sanayi kuruluşlarımızdan birine bu nedenle davetiye gönderilir. Ancak şirket müdürünün konser günlerinde kent dışında randevuları olduğu için, şirketinin Kalite Güvence Sistem müdürünü bu davete gitmesi konusunda gerekli talimatını verir. Kalite Güvence Sistem müdürü konsere gider ve konseri pür dikkat izledikten sonra, konserle ilgili genel müdürüne izlenimlerini rapor şeklinde yazar. Raporunda "Sayın genel müdürüm, 4 obuacı (Çift dilli üflemeli bir çalgı) konserin önemli bir zaman diliminde boş oturmuşlardır. Bunların sayısı azaltılmalıdır ve diğerlerinin konsere daha çok katkısı sağlanmalıdır, böylelikle sanatçı fazlalığı önlenmelidir. 12 kemancı aynı anda, aynı hareketi yapmakta, aynı notaları seslendirmektedir. Bu durum, gereksiz duplikasyonlara (İkili-tekrarlamalara) neden olmaktadır. Tavsiyem,burada da personel tasarrufu yapılması şeklindedir. Eğer çok fazla ses çıkartılması gerekli ise, bu bir mikrofon ve ses yükselticisi gibi teknolojik araçlardan sağlanmalıdır. Özellikle 16'lık notaların çalınmasında çok fazla efor sarf edilmektedir. Bu oldukça gereksizdir. Çünkü, izleyicilerin çoğunluğu sekizlik notalar ile onaltılık notalar arasındaki farkı ayırt edememektedirler. Dolayısıyla sekizlik notalarda eser icra edilebilir. Böylelikle yüksek ücretli keman ustaları yerine stajyer kemancılar kullanılarak masraflar düşürülebilir. Yaylı sazlarda işlenen pasajların, nefesli sazlarla seslendirilmelerinin yol açtığı gereksiz duplikasyonlar önlenebilir. Böylece 2 saatlik konser 20 dakikaya inmiş olur. Eğer Schubert bütün bunları uygulamış olsaydı bitmemiş olan senfonisi de bitmiş olurdu. Saygılarımla" Değerlendirme yöntemleri bu şekilde olunca ben de İskenderun’umuzun etkili ve yetkililerine var olan sorunlarımızın çözümü yönünde rapor yazmak ihtiyacını istedim. Sayın Etkili ve Yetkililer. İskenderun esnafları ve Kobileriyle yoğun ikili ilişkiler içersindeyim. Büyük çoğunluğu işlerinin kesat olduğunu, bankaların tahakkümleri ve baskıları altında bulunduklarını, mekanlarını siftahsız kapattıklarından dolayı şikayetçi konumundadırlar. Bana kalırsa İskenderunlu esnaflarımız ve kobilerimiz sanki kendilerine muhalefet eden bir kısım şer odakları tarafından provakte edildiklerini anlamaktayım. Bir kere şu bilinmelidir ki İskenderun esnafları yüksek karla çalışma alışkanlıklarını benimsedikleri için bugüne kadar bütün müşterilerini küstürmüş durumdadırlar. Ayrıca İskenderunlu kobilerimiz ve esnaflarımız müşteri kıymetinin ne olduğu bilincine erişmedikleri için İskenderun ekonomisi de düzelememektedir. Bütün sorun bu noktadır. Bu şikayetleri ortadan kaldırmak için iki yöntem vardır. Birincisi ya bu güne kadar olduğu gibi duymazlıktan gelinecek, ya da ikinci yol olarak, kendileriyle ilgileniliyormuş gibisinden görevler üstlenilmesinde yararlar görmekteyim!. 2004 ve 2007 yılları arasında İskenderunlular olarak yaşam Crom altıyla iç içe olduk; ha zehirlendik ha ölüyoruz. Bir takım felaket tellalları çıkmış ULLA battı diye feryat ederek, İskenderun ekonomisini baltaladılar... Bu nedenle İskenderun’a turist gelmediği gibi körfezimizin balıkları da yenmez oldu. ULLA niçin geldi? niçin körfezimizde batıncaya kadar park müsaadesi verildi? İskenderunluların, batmasında kusurlu olan atanmışların plaketlerle nasıl uğurlandığını, seçilmişlerine de toz kondurmayarak bağırlarına nasıl bastıklarını görmeyen var mı ki İskenderun’umuzda?. Burada seçilmişlerimizle atanmışlarımıza haksızlık yapan ise İspanya ülkesidir. İspanya istese idi, bu pisliği üç günde oradan kaldırır ve götürebilirdi deniliyor. Ama bu görevi hiçbir şekilde yapmıyor. Ne hikmetse bizim de bu yükü oradan çıkarmaya bir türlü zamanımız el vermedi! Ama madem zaman ayıramadık, dürüstlüğü ve iyi niyeti ortaya koyma bakımından birkaç yetkili ULLA’nın battığı yerden çıkarılan birkaç balığı bizlerin gözleri önünde yesinler. Hep beraber görmeliyiz ki, balığı afiyetle yiyebilenlere hiçbir şey olmayacaktır. Dolayısıyla geçmişte Çernobil olayında halkımızın gözü önünde çay yudumlayan bir bakanımızın yaptığı fedakarlık gibi, birileri (İktidardaki millet vekillerimizden biri olsa çok daha iyi olur) ULLA çevresinden yakalanmış balık yeme eylemini İskenderunluların gözü önünde mutlaka gerçekleştirmeliler ve İskenderunlular olarak bizlere güven ve de moral vermelidirler. Hatay ilimizin teşvik kapsamı dışında bırakılmasına el kaldıran il millet vekillerimizden sayın SOYDAN’ın haricindekileri tekrardan seçerek yetkilendirdik ve yeniden Hatay millet vekilleri yaptık... Ama bekli de yanılmışımdır, böyle bir yanlışlığı da doğal saymamız gerekebilir, neticede etkili ve yetkilileri zor durumda bırakarak, onların hizmet üretmelerini engellemememiz gerekecektir... Bu nedenle, İskenderun Kobileri, artık kimi kime şikayet edeceklerini dahi düşünmek istemiyorlar.Çoğunluğu da “Etkili ve yetkililer gölge etmesinler başka da ihsan istemiyoruz” demektedirler. Hatay iktidar milletvekilleri Hatay’ın teşvik kapsamı dışında kalması için topluca onay verdiler. Beklide onların bir bildikleri vardı ki böyle davrandılar. Bizler fazlaca ukalalık edipte sıkıntı üretmeyelim. Hatay ilimizin teşvik kapsamı dışında kalma konusunun tamamen izole edilmesinde ülke adına yarar görmekteyim. İskenderun’un eskileri çok iyi bilirler geçmiş yıllarda Adnan Menderes İskenderun’umuzu ziyarete gelmiş, halk başvekilimizi arzulanan kalabalık ve sıcaklıkla karşılamamış olmalı ki, dönemin Hatay vekili (İsmi bende saklı) “Sayın başvekilim İskenderun ve memleket mazbut, ama velakin halk nankör” diyerek baş vekilimizin gönlünü almayı başarmıştır. Acaba etkili ve yetkililere bizler gereksiz duplikasyonlarda bulunuyoruz da, etkili ve yetkililerin sekizlik notalar ile onaltılık notalar arasındaki farkı ayırt etmelerini mi zorlaştırıyoruz? Belki de bu nedenle İskenderun’umuzun bitmeyen senfonisi, galiba hiç bitmeyeceğe benzemektedir. Saygılarımla arz ederim.

1394 Kere Okundu

Bu Haberi Beğendiniz mi?

1 2 3 4 5 Rating: 4.93Rating: 4.93Rating: 4.93Rating: 4.93Rating: 4.93 (Toplam 137 Oylar)
comment Yorumlar (1 Gönder)
  • image Yazının içeriği olduğu kadar anlatım şekli de çok etkileyici. Önemli konulara çok güzel ve yerinde parmak basılmış. Toplum olarak bazı şeyleri oturup daha iyi ve derinden düşünmeliyiz. Olayların vardığı noktaları değil, o noktalara nasıl vardığı düşünürsek daha çok yol alırız diye düşünüyorum. Teşekkürler.
    (Yazarı göster Binnur Çimen, Aralık 26, 2007, 2:45 PM)
En Çok Yorumlananlar
En Çok Okunanlar
En Çok Gönderilenler
Yazarlar