Dilimizde “TENCERE DİBİN KARA, SENİNKİ BENDEN KARA! “diye bir tabir vardır. Bu benzetme en çok da “siyasiler” arasında kullanır oldu. Hasımlarının bir açığını yakalayıp hücuma geçenlere karşı, ötekilerde “ Hop hop kendine gel. Sen evvela kendine bak! Geçmişindeki şu şu yanlışların hesabını ver. Ondan sonra da bana ( veya bize ) hesap sor! “ diye mukabil hücuma geçerler.
Siyasi partiler arasında yapılan bu tür saldırılara zaman zaman milletçe şahit oluyor ve üzülüyoruz. Aslında dürüst politika yapanlar bu türlü çirkinliklere tevessül etmezler. Ancak ucuz politika yapanlar bu kabalığa başvururlar. Rakiplerimi bu yol ile alt edeceklerini sanırlar.
Halk bu iki politikacı tipini artık iyi bilmekte ve tavrını ortaya koyabilmektedir.
Konuya bir açıklık getirebilmek açısından, İskenderun’dan bir misal vermekte fayda vardır. Kentimizin uzun yıllardır çözüm bekleyen ciddi sorunları vardır. Bunların bazıları devlet, bazıları da mahalli makamlarda çözülecektir. Arsuz yolunun yapılmasında AKP’ ye yükleniyoruz. İyi de bu yol yeni bir sorun değildir. Otuz yıldır hep laf edilirde bir türlü yapılmaz. Şimdi yapımına başlanmış ve sürdürülmektedir. Bunun yapımına sebep olanlar acımasızca eleştirilirken, kimse geçmiş yılların hesabını sormamaktadır.
Feyezan kamalı, Su sorunu, çöp sorunu, alt yapı sorunu’ da devlet ve belediye arasında asla polemik yaratmamalıdır. Sen yaptın ben yaptım iddiası yanlıştır. Halk her şeyi görüyor ve biliyor olduğuna göre, Bu tartışmalarla kime neyi ispatlayacaksınız? Siyaseti kör dövüşü haline getirmeye, “Tencere Dibin Kara, Seninki Benden Kara” demeye ne gerek vardır.
İyilikleri, güzellikleri, paylaşmak, huzurlu ve mutlu olmak var iken çirkinlikleri ortaya döküp, bundan kişisel veya siyasi parti adına menfaat sağlamaya çalışmak ne derece doğrudur? Siyasilerin bu tür mücadelelerini “Basın olarak” bizlerinde destek verip taraf olmalarına çalışmak yerinde bir davranış sayılmaz.
Önümüzde çok ciddi sorunlar var iken, çözüm bekler iken, destek bekler iken, bizler tali sorunlar yaratıp onlarla sayfalarımızı doldurmalıyız. Kamuoyu dediğimiz büyük olguya karşı vazifelerimiz vardır. Gereğini hep birlikte yapalım.
HOŞÇAKALIN!